Kuzey ışıklarının dans ettiği, İsveç’in incisi Stockholm! İsveç kahvesiyle meşhur bir ülke. Havaalanından girdiğiniz andan itibaren sizi mis gibi kahve kokusu sarar ve ahşabın tüm sıcaklığını hissedebileceğiniz bir ülkedir. Sade ve ihtiyaca göre döşenmiş zarif dekorasyonu sizi Bakanlık binalarının içinde bile şaşırtacaktır. Ortadoğu’nun şaşasından eser olmayan bu ülke de sosyal refah düzeyinin oldukça yüksek olması, yine eğitim seviyesinin yüksekliği sizi insanlarına hayran bırakacaktır.

Bu güzel şehre sağlık turizmi kapsamında pek çok kez gelip, faaliyetlerimizi yürüttük ve yürütmeye de devam ediyoruz. Genel anlamda Türk sivil toplum kuruluşları, sağlık kuruluşları, hastaneler ve belediyeler ile iletişim halindeyiz. Burada yaşayan vatandaşlarımıza yönelik ücretsiz halk seminerleri ve ücretsiz taramalar gerçekleştirdik. Çeşitli etkinliklerde sponsor olmaya devam ediyoruz. İsveç’te bir temsilciliğimiz bulunuyor. Ana amacımız, buradaki uzun bekleme sürelerinde tedavi ihtiyacı olan hastalarımıza sağlık hizmeti ve check-up paketleri sunmaktır. THY’nin 2016 Ocak ayında uygulamaya koyduğu sağlık turizmi hastalarının uçak biletlerinin yarısını ödeme kampanyası ile de bu çalışmalarımızın artarak devam edeceği düşüncesindeyiz.

“ACİL” SORUNU!

İsveç’te yaklaşık 100.000 Türk vatandaşı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra Süryaniler ve Araplar da oldukça yoğunluktadır. Bize bu saydığım ülke vatandaşlarından da tedaviye gelmektedirler. İsveç, her ne kadar en ideal sosyal devlet ülkelerinden biri olsa da son dönemde artan yaşlı nüfus sebebiyle sağlık sisteminde yetersiz kalmaktadır. Acil serviste bekleme süreleri 14- 15 saati bulmaktadır. Aciliyeti olmayan operasyonlarda kişilere 5-6 ay sonrasına ameliyat günü randevusu verilmektedir. Bu da Türkiye’de sunulan sağlık hizmetine olan ihtiyacı artırmaktadır. Tıp araştırmalarıyla literatüre damgasını vuran bir ülke olmasına karşın sağlık sisteminin yeniden revize edilmesi gerekmektedir.

6 AY GECE, 6 AY GÜNDÜZ

Her yanı huzur dolu 6 ay gündüzün 6 ay gecenin yaşandığı, muazzam doğası ve yüzde 30’u su yollarıyla kaplı olan Stockholm 24 bin adadan oluşmaktadır. 2 milyon nüfusa sahiptir ve oldukça da pahalıdır. Stockholm, dünyanın en büyük müze-kentlerinden biridir. Kentte yılda 1 milyon insan tarafından ziyaret edilen 100 kadar müze yer almaktadır. Stockholm’den Finlandiya’daki Helsinki ve Turku’ya, Estonya’daki Tallinn’e, Letonya’daki Riga’ya ve Åland’a düzenli feribot seferleri mevcuttur. Stockholm takımadalar, kanallarla ve köprülerle birbirine bağlanarak denizin üzerine kurulmuş bir şehir. Bazen bir adadan diğerine geçtiğini bile fark etmiyor insan.

Şehrin merkezine indiğiniz andan itibaren bir adımda tarihi güzelliklere, bir adımda deniz yolculuklarına yelken açabileceğiniz olağanüstü bir ortamla karşılaşacaksınız. Bu şehri ziyarete geldiğinizde ilk başlangıç noktanız Gamla Stan olacaktır. Kendinizi 14. yüzyılda hissedeceğiniz tarihi daracık sokaklarda gezerken, birbirinden enfes dondurmaların tadına bakmanızı tavsiye ederim. Gamla Stan’da görülesi en muhteşem yapısı 600 odalı The Royal Palace Sarayı’dır. Bu sarayın yanı sıra yine Gamla Stan adası üzerinde Storkyrkan Katedrali vardır. 1279 yılında inşa edilen bu katedralin içerisinde pek çok tarihi eser de sergilenmektedir. Nobel Müzesi, yine Gamla Stan içerisindeki bir başka müze.

Tarihi şehirde, binaların üzerindeki heykeller, kabartmalar, pencerelerdeki süslü demirler, sokak heykelleri o kadar estetik ki insana güzel sanatlar sergisinde geziyormuş hissi veriyor.

Stockholm’u tepeden izlemek isteyenler için Kaknästornet yani Kaknas Kulesi son derece idealdir.  Aslında TV ve radyo kulesi olarak kullanılmaktadır, fakat ziyaretçiler için açıktır. 155 metre uzunluğundaki bu kulenin en üst katı aynı zamanda restoran olarak kullanılmaktadır. 30. katından ise Stockholm’u seyredebilirsiniz. Şehrin içinde bir anda kendinizi dinlendirebileceğiniz, huzur bulabileceğiniz rahatça spor yapabileceğiniz bir alan ise Skeppsholmen’dir. Şehrin ortasında bir orman gibi… Gröna Lund lunaparkı ise içerisinde her yaşa ve her gruba hitap eden eğlence makinelerinin bulunduğu harika bir lunaparktır.

Haga Park;  İsveç’in 11 Kraliyet Sarayının dördünün bulunduğu yemyeşil çim alanları, kocaman yaşlı ağaçları, kelebek evi, Bakır çadırı ve Echo Tapınağı ile en çok ziyaret edilen parklardan biridir. Parkın içindeki cafe’de, kraliyet sarayında kullanılan porselen ve eşyaların birebir örnekleri satışa sunulmaktadır. Kendi açımdan en keyifli alışveriş yaptığım yer burası.

Yemek yemek, sakin bir akşam geçirip, şehrin ışıklarında demlenmek isterseniz benim tercihim Hammarby. Burası yeni kurulan bir yerleşim merkezi çok sakin ve düzenli, birbirinden lezzetli restoranları burada bulmak mümkün. Yemek sonrası caddelerinde yürüyüş yapmanızı kesinlikle tavsiye ederim.

Şehir merkezinde gezerken en çok dikkatimi çeken kanallarda insanların balık tutması. Balıkçıların elinde balıkları ölçmek için metre bulunuyor. Tutulan somonlar önce ölçülüyor, eğer 55 sontimetrenin altındaysa derhal suya geri bırakılıyorlar. İnsanların bu otokontrol sistemi gerçekten etkileyici. Kuzey denizin soğuğuyla lezzetlenen en güzel yemek Somon (lax olarak tabir ediyorlar)!  Özellikle de füme somon en çok tercih edilen deniz ürünlerinden biri.

ENERJİ BAKANI BİR TÜRK

İsveç enerji üretiminde öncü bir ülke. Tüm enerjisini çöpten sağlıyor hatta Danimarka’dan çöp ithal ediliyor. İsveç’te Türk asıllı bir Bakan da bulunuyor. Hepimizin övünçle bahsettiği Enerji ve Teknoloji Bakanı Hasan Kaplan.

Son olarak da Osmanlı İmparatorluğu ile olan ortak tarihinden bahsetmek isterim. İsveç Kralı 12. Kral Şarl 1709 yılında Ruslarla girdiği savaşı kaybederek, Osmanlı İmparatorluğu’na sığınmıştır. Osmanlı Sarayında 5 yıl boyunca ağırlanan Kral, 5 yıl sonra ülkesine dönmeye karar verdiğinde 600 Osmanlı askeri kendisine eşlik etmek üzere yola çıkmıştır. İsveç’e vardıktan sonra Kral, Osmanlı askerlerinin dönmesine izin vermeyip, İsveç’in en verimli topraklarını Osmanlı askerlerine tahsis etmiştir. Burada Osmanlı Askerleri tarımla ilgilenmiş, İsveç’in en güzel kızlarıyla evlenmişlerdir. Bu bölgeye Askersund denilmektedir (Türkçe’den geçen Asker kelimesi ile İsveççe bölge anlamına gelen Sund kelimesinin birleşimi). İsveç’te sıkça kullanılan Hokan isminin Türklerden kalma Hakan ismi olduğu düşünülmektedir. Ve yine İsveç mutfağının özellikli yemeklerinden sayılan dolma bu dönemde Osmanlı askerlerinin İsveç mutfağına kazandırdığı yemektir.

Benim için dünyanın en güzel ve en etkileyici şehri Stockholm! Bu büyülü şehirde herkesin hayallerinin gerçeğe dönüşmesini temenni ediyorum.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here