Lokman Hekim Hastaneleri Uluslararası İlişkiler Yönetmeni Tuğba Arız, sağlık alanında birçok ülkeye ziyaret gerçekleştiren önemli bir isim.

saglikmuhabiri.com olarak biz de Arız’ın bu gezilerine ilişkin notlarını sitemizden, siz değerli okuyucularımızla paylaşacağız.

Tuğba Arız’ın ilk gezi notları aşıklar şehri Paris’ten;

Dünyanın herhangi bir yerinde herhangi bir kişisiyle konuşsanız ve dünyanın hangi şehrini görmek istersiniz deseniz iki kişiden biri size mutlaka Paris diyecektir. Haksız da sayılmazlar. Paris simetrik sokakları, bu simetriye uygun peyzajı, Sein Nehri, kültür ve sanat müzesine dönmüş sokakları, tarihi, dokusu, Eyfel Kulesi, Disneyland’ı ile kendine hayran bırakamayacağı ya da hitap edemeyeceği kimse yok gibi. Kim ne arıyorsa bu şehirde fazlasını bulacaktır.

Defalarca gezmek için gittiğim bu şehre iş için gittiğimde farklı yönlerini de keşfetme imkanı buldum. Hastanemizi temsil etmek amacıyla Paris’te yapılan festivalde stant açtık. Burada yaşayan Türk halkının sağlık ihtiyaçlarını karşılamak aynı zamanda da Fransız halkına diş, göz ve plastik cerrahi alanlarında hizmet sunabilmek için burada bulunduk. Şehrin dışında ancak metro ile bağlantısı mükemmel şekilde sağlanmış, Parc De Exposure’u ilk kez görme fırsatım oldu. Fuar alanı olarak tasarlanmış olan bu yere otobüs ve metro ile ulaşma imkanı çok kolay. Bu yönüne hayran oldum diyebilirim çünkü sizin de bildiğiniz gibi ülkemizde şehir dışında kurulan mekanlara özel aracınız dışında ulaşma imkanınız olmaz. Şehrimde böyle bir fuar alanının olmamasına içerlendim gerçekten… İş tarafını bir kenara alacak olursak, Paris’e nerden başlasak?

Şehrin simgesi haline gelmiş Eyfel Kulesi! Şehirle öyle bütünleşmiş ki, Paris’in neresine giderseniz gidin, bir yerlerden başını uzatıp, sizi selamlıyor gibi. Gece de farklı ışıklandırmalarıyla göz kırpıyor sanki. Eyfel’in geçmişini inceleyecek olursak, Eyfel Kulesi 1887 ile 1889 yılları arasında Gustave Eiffel tarafından Fransız devriminin 100. yıl kutlamaları için yapılmıştır. Yapılış amacı ise Paris fuarının giriş kapısı olarak kullanılmasıymış. Büyük bir özveri ile yapılan yapı bittikten sonra ise halkın, sanatçıların ve mimarların çok büyük eleştirisine maruz kalmış. Kuleyi kimse beğenmemiş bir demir yığını olarak şehrin ortasında korkunç bir görüntüye neden olduğunu söylemişler.

Bu denli yoğun eleştiri sonrasında kule hakkında yıkılma kararı verilmiş. Ancak son anda kuleyi telgraf anteni olarak kullanma kararı alınmış ve kule yıkılmaktan son anda kurtulmuş. İşte son anda yıkılmaktan kurtulan Eyfel Kulesi günümüzün en meşhur yapıları arasında ilk sırada yer almaktadır. Eyfel Kulesi 3 bölümden oluşmaktadır. Kulenin her bölümüne çıkabilir, her katını gezebilirsiniz. Dileyenler asansörle, dileyenler de merdivenle çıkabilir. Ben her ikisini de denedim. Merdivenle çıkmak bambaşka bir deneyimdi, tavsiye ederim. Sakın üşenmeyin ben bunu oğlum 6 yaşındayken yapmıştım ve merdivenlerin yarısını oğlum sırtımda çıkmıştı! Buna rağmen adım adım manzaraya yaklaşmak gibisi yok. Kuleye çıktığınızda ise sizi muhteşem bir Paris manzarası karşılayacaktır. İkinci katta açık hava fotoğraf müzesi ve son katta da bir restoran bulunmaktadır. Tadını çıkarın!
Eyfel’den çıkar çıkmaz Sein Nehri turları yer almaktadır, buradan gezi teknesine binebilir tarihi köprülerin altından şehre nehirden bakabilirsiniz tabi ki bu ambiyansa uygun en güzel Fransız şarkılar size eşlik edecektir. Romantizmden en uzak kişiyi bile etkileyebilecek güce sahip tek şehir varsa o da Paris’tir. Şehirde gezilecek onlarca kilise, müze bulunuyor ancak burada es geçilemeyecek olan tabi ki Louvre Müzesi. Müzeye ilk kez 2007 yılında gitmiştim. Dünyanın her yerinden getirilmiş yüzlerce tarihi eser ve sanat eserinin yer aldığı dev bir müze. Tek bir günü tamamen ayırsanız layıkıyla anca gezebilirsiniz.

Paris bilindiği gibi modanın da başkenti her semtinde yüzlerce mağazanın bulunduğu harikulade alış veriş cenneti! Beylerin dayanamadığı, bayanların kendinden geçtiği yüzlerce alternatif size sunulmuş durumda. Paris’e gelip de ünlü Lafayatte mağazalarına gitmemek olmaz. İçinin muhteşemliğini görmelisiniz. Ben iki sene evvel yaptığım son Paris seyahatimde Lafayatte’nin en üst katındaki terası keşfettim. Burada Paris manzarasına karşı dilediğiniz kadar dinlenebilirsiniz.

Ben yurtdışına tatile gidiyorsam, genelde üstü açık şehir gezi otobüsleriyle seyahat etmeyi tercih ediyorum. Hem şehrin tüm tarihi yerlerini görme imkanı buluyor hem de kulaklıklardan otobüsle geçilen yerleri anlatan bilgileri 6 farklı dilde dinlemek daha bilinçli gezmemi sağlıyor. İstediğiniz durakta inip, bölgeyi gezebiliyor 24 saat süresince biletinizi sınırsız kullanabiliyorsunuz. Paris’i gezerken de bu otobüsleri tercih etmenizi tavsiye ederim.

Paris’te metro hatlarına hayran kalmamak elde değil, şehrin her bölgesine metro ile ulaşabilirsiniz. Bu inanılmaz bir kolaylık sağlıyor. İlk gittiğimde çözmek bir iki saatimi almıştı ancak bir iki denemeden sonra çok büyük keyifle istediğimiz bölgeye gidebilme şansı yakaladık. Bir diğer güzellik de Paris’in yüzeyde görünen şehrin aynısı yer altında yer alıyor. Şöyle ki alt yapısı şehrin aşağıya taşınmış hali gibi. Alt yapıda bir sorun oluştuysa yer altı sokaklarından istediğiniz binanın önüne kadar çıkabilir sorun giderilebilir.

Gelelim Paris’te benim en sevdiğim yere Monmarte Tepesine! Buraya aynı zamanda ressamlar tepesi de deniyor gece ayrı gündüz ayrı güzelliği var. Gündüz her köşesinde harika resimler yapan ressamları görmek mümkün. Bu tepeye yüzlerce basamak çıktıktan sonra ulaşabiliyorsunuz. Teleferik imkanı da var ama biz tabi ki her anı hissederek gezmek istediğimiz için merdivenleri çıkmayı tercih ediyoruz. Burada pek çok sanat galerisini bulabilirsiniz. Cafelerde o güzel Fransız parçaları eşliğinde kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Buradan hediyelik almayı da çok seviyorum. Çok orijinal değişik şeylere rastlanabiliyor.

Akşam saatlerinde Avenue des Champs-Élysées (Şanzelize)’yi çok seviyorum. Hem alışveriş hem de cafe ve restoranlarıyla ideal. Bu caddenin bir ucu Concorde meydanı ve dikilitaş, diğer ucu ise Arc de Triomphe yani Zafer Takı.

Veeeeee Disneyland’dayız. Disneyland Paris iki parktan oluşuyor, Walt Disney Studios Park ve Disneyland Park. Disneyland Park daha çok çocuklara yönelik ancak kesinlikle büyüklerde bu aktivitelerden zevk alabilir. Studios Parkta daha adrenalin dolu aktiviteler mevcut. Şu andan itibaren hepimiz çocuğuz! Çocuk da kalmalıyız çünkü bu eğlence makinaları sadece çocuklar için yapılmış olamaz biz de çok keyif alıyoruz. Zaten bazı parkurlarda boy ve kilo sınırı var. Çocuklar binemiyor! Hayatı, kim olduğumuzu, yaşımızı, tasalarımızı unutup ambiyansın büyüsüne kaptırıyoruz kendimizi. Tek sıkıcı yanı her bölümde sıra beklemek. Akşam üzeri Disney karakterlerinin geçit törenine katılıyoruz. Çok çok keyifli burada olmak. Hediyeliklerden hem kendimize hem çocuğumuza alarak ayrılıyoruz.

Paris her anı doya doya yaşayacağınız bambaşka bir ortam. Keyfini çıkarın!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here