“Sağlık haberleri hassas terazi gibidir”

1-) KENDİNİZİ TANITIR MISINIZ?

Ben Tansu Edip Gökbudak. 17 Eylül 1990’da Bursa’da dünyaya geldim. Hayalim olan gazeteciliğe ilk adımım 2010 yılı Haziran ayında Doğan Haber Ajansı Bursa Bölge Müdürlüğü oldu. Burada 2012 yılına kadar 3 aylık yaz dönemlerinde stajyer olarak çalıştım. Ardından 1 Kasım 2012’de İhlas Haber Ajansı İzmir Bölge Müdürlüğü’ne daha sonra da 1 Nisan 2013’te Yeni Asır Gazetesi’ne başladım. Gezmeyi, yeni insanlar tanımayı, sürekli araştırmayı severim.

2-) SAĞLIK HABERCİLİĞİ İLE TANIŞMANIZ NASIL OLDU? KAÇ YILDIR BU ALANDA ÇALIŞIYORSUNUZ?

Yeni Asır Gazetesi’nde 1.5 yıl gece polis muhabiri olarak çalıştıktan sonra gündüze geçtim. Burada sağlık muhabirliğiyle ilk tanışmam gündüze geçtiğim tarih olan 13 Mayıs 2014 oldu. O tarihten bu yana sağlık muhabiri olarak çalışıyorum.

3-) SAĞLIK HABERCİLİĞİNİN ARTILARI VE EKSİLERİ NELERDİR?

Sağlık haberciliğinin artıları; sağlıkla ilgili çok fazla yeni bilgi öğreniyorsunuz. İnsan için en önemli konu sağlık olduğu için öğrendiğiniz bilgilerle yaşamınıza daha çok dikkat ediyorsunuz. Çok fazla eksisi olmamakla birlikte mantık olarak baktığınızda bir sürü hastalığın bulunduğu yerlerde dolaşıyorsunuz. Sonuç itibariyle hastaneler tedavi yerleridir. Ancak buradaki hastaların bir kısmının bulaşıcı hastalık şikayetiyle geldiğini de göz ardı edemezsiniz.

4-) KURUMUNUZUN, HABER KAYNAĞININ VE VATANDAŞIN SAĞLIK HABERCİLİĞİNE BAKIŞI NEDİR? BU ALANDA SORUNLU YAKLAŞIMLAR NELER, DÜZELTMEK İÇİN NELER YAPMALI?

Kurumum beni sağlık haberciliği konusunda sürekli destekliyor. Sağlıktaki yeni gelişmeleri, insan hikayelerini ve sorunları sürekli dile getirmemi istiyor. Bu konuda şanslıyım. Bunun dışında haber kaynaklarım ve vatandaşa gelirsek; haber kaynaklarımla sürekli irtibat halinde olduğum için verdikleri haberlerin gazeteye tam sayfa çıkmasını istiyorlar. Ancak bazen “her sağlık haberi tam sayfa giremez” düşüncesi akıllarına gelmiyor. Öte yandan vatandaşlardan da bazen benzer bir istek olabiliyor. Bu alandaki sorunlu yaklaşıma gelirsek, sürekli ziyaret ettiğimiz sağlık kuruluşlarındaki kişiler sürekli iyi haberlerini yapmamızı istiyorlar. Olumsuz bir haber çıktığında görüşmeyi kesenler bile oluyor. Bu olayda şu gerçeği unutuyorlar; Gazeteci objektif olmak zorundadır. Olumlu haber kadar eğer kamuyu ilgilendiren olumsuz bir haber varsa o da yapılmalıdır. En azından o olumsuz gözüyle bakılan haber sayesinde birtakım dinamikler harekete geçirilebilir. Bunları düzeltmek için çok fazla bir şey yapılabileceğini düşünmüyorum. Ama en azından gazetecilik meslek ilkelerine bakmalarını önerebilirim.

5-) SAĞLIK HABERCİLİĞİNİN HAK ETTİĞİ DEĞERİ GÖRDÜĞÜNÜ DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ? DEĞERİNİ ARTIRMAK İÇİN NELER YAPILMALI?

Türkiye genelinde düşünürsek ne yazık ki hak ettiği değeri görmüyor. En çok okunan haberlere baktığımızda bunların sağlık, asayiş ve magazin haberleri olduğunu görüyoruz. Kaldı ki birçok gazetede sağlık muhabirliği gibi bir alan da bulunmuyor. Eğer yapılan insan hikayeleri, sağlıktaki gelişmeleri içeren haberler gazete sahipleri tarafından daha fazla irdelenirse sağlık haberciliği hak ettiği değere kavuşmuş olur.

6-) SAĞLIK HABERİ YAPARKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR NELERDİR?

Sağlık haberi yaparken öncelikle yaptığımız haberin doğruluğunu araştırmamız gerekir. Her haberde bu geçerlidir ancak sağlık haberleri hassas terazi gibidir. Eğer en ufak bir yanlış yaparsak insanlarda infial yaratırız. Örneğin “Beyin ölümü gerçekleşmiş kişinin ailesine sormadan fişini çektiler” gibi bir haber yaparsanız bu infial yaratır. Ama aslına bakarsanız beyin ölümü olan kişi 36 saat içinde vücut fonksiyonları duracak, ex olacak demektir. Ya da insana bulaşmayan bir virüsü başlığa “Şu şehirde ÖLÜMCÜL VİRÜS TEHLİKESİ” şeklinde verirseniz bu da infial yaratır. Kısacası özellikle haberin spot ve başlık kısımlarında hataya yer verilmemeli. Çünkü Türkiye genelinde insanların çoğu sadece haberin giriş kısmını okuyor. Devamını okumadığı için haberi yanlış algılayabilirler.

7-) BU ALANDA UNUTAMADIĞINIZ BİR ANINIZ VAR MI?

O kadar çok anı var ki aslında. Bir değil hatta birçoğunu unutmuyorum. En çok aklıma gelen Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yatan Muhammet bebekti. İnce bağırsak nakli bekliyordu. Doğduğundan beri hastanede annesiyle birlikte kalıyordu. Nakil beklediği yönünde bir haber yapmıştım. Bir anneler günüydü. Sonra Muhammet bebeğe nakil çıkmıştı. Onun iyileşmesini bekliyordum, kurtuldu diye haber yapmak için. Ancak organ Muhammet bebeğe uymamıştı. Ardından ne yazık ki yaşama veda etti. Bu beni çok üzmüştü. Hala düşündükçe onun yanında yaşatmak için yatıp kalkan, hastaneyi evi gibi gören anne gözümün önüne gelir.

SOSYAL MEDYA Hesaplarım:

https://twitter.com/tansuedippp?lang=tr

https://www.facebook.com/tansuedip

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here