“Haber kaynağı ile yüz yüze iletişim kurulmalı”

Kendinizi tanıtır mısınız?

Merhaba, 1998 yılında Selçuk Üniversitesi Gazetecilik bölümünde başlayan eğitimimizle hayal gibi gözüken gazetecilik mesleği ile ilk kez 2001 yılında staj dönemiyle tanıştım. 2002 yılında İhlas Haber Ajansı Ankara ofisinde çalışmaya başladım. Sağlık haberciliği dışında çalışma hayatı, ekonomi, diplomasi, başbakanlık birçok alanlarda aktif muhabirlik yaptım. 2007 yılında dil eğitimi için mesleği bırakarak Londra’ya gittim. Ancak meslek beni bırakmadı. Londra’da öğrenciliğin yanı sıra Londra Türk Radyosu’nda haber editörlüğü ve sunuculuğu yaptım. 2010 yılında döndükten sonra Sabah Gazetesinde eğitim-sağlık muhabiri olarak başladım. Aynı zamanda Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Sosyal Politika alanında doktora yapıyorum. Medyada kadına yönelik şiddet, sağlıkta şiddet, ve medyada toplum ruh sağlığına ilişkin akademik çalışmalarım var.

Sağlık haberciliği ile tanışmanız nasıl oldu? Kaç yıldır bu alanda çalışıyorsunuz?

Sabah gazetesiyle birlikte 2010 yılında Sağlık ve Eğitim muhabirliği hayatım başladı. Ankara’da nedendir bilmiyorum Sağlığın yanına Eğitim’i mutlaka veriyorlar. Ya da tam tersi. Gazetenin 3 yıl boyunca boş kalan sağlık ve eğitim muhabirliği için teklif aldığımda ‘yapabilirim herhalde’ demiştim. Muhabirliği bilmekle birlikte özellikle Sağlık Muhabirliği hakkında fikrim yoktu. Ancak sağlık haberciliğini sevdiren ve devam etme isteğini sağlayan insan hikayeleriyle sistemdeki tıkanıkları çözebilmek . Zor ve yıpratıcı gazetecilik mesleğinde bazen bir hasta çocuğun, bazen çocuğu hasta olan babanın sıkıntısı, bir doktorun hastası için fedakarlığı, heyecanına tanık olmak, kamuoyuna duyurarak bazen takdir, bazen destek aldık, bazen mevzuatı değiştirilmesine vesile olduk. En güzeli de bir insanın hayatına dokunduk.

Sağlık haberciliğinin artıları ve eksileri nelerdir?

Röportajlarım sırasında bir doktor söylemişti, ‘Bizim tıp fakültesine başlayan yeni öğrenciler anlattığımız her hastalığın bulgularını kendilerinde bulurlar. Sizler de onlar gibisiniz’ demişti. Çok haklıydı, çünkü empati kurarken abartmaya başlıyoruz. Ama sağlık habercisi olmak, sürekli mesleki profesyonellerin anlattıklarını vatandaşın anlayacağı dile çevirmek. Bazen doktorun, bazen hastanın, bazen bakanlığın tercümanlığını yapıyorsunuz. Bir süre sonra o kadar çok şey biliyorsunuz ki çevrenizdekiler size adeta bir doktor gibi davranıyorlar. O nedenle ‘Karnım ağrıyor, belim ağrıyor, n’apayım?’ diye size başvuranlara önceleri şaşırsanız da zaman içinde ‘genel sağlık bilgileri’ ile ilgili branş doktorlarına yönlendirmeyi öğreniyorsunuz.

Tabi bu yönlendirme işi sağlık haberciliğin bir parçası haline geliyor, ‘tanıdık doktor’, ‘iyi bir beyinci’ şeklinde taleplerle gün içinde çokça karşılaşabiliyoruz. Diğer taraftan PR şirketlerinin sürekli haber bültenlerinin yayınlanmasını istedikleri, doktorların tıbbi dilden uzaklaşmak istemedikleri, uzun röportajların tamamının yayınlanmasını istedikleri, başlıklardan hiçbir zaman memnun olmadıkları, hastaların sistemde ya da doktorda bulamadıkları dertlerine çare aranmasını istedi kişi olursunuz. Tabi bu arada gazetenizin yöneticileri her gün yeni haberler isterler. Kimi yayınlanır, kimi yayınlanmaz, kimi doktorun ya da hastanın istediği gibi girmez, sonra telefonlarla sen uğraşırsın.

Ama yazmışsındır bir haber, bir çocuğun, bir babanın hayatını değişmesine vesile olmuşsundur. Halkın sesi olmuşsundur. Doktor nasıl hastası iyileşince manevi tatmin duyuyorsa, mimar eserine bakınca mutlu oluyorsa, sağlık haberciliğinin de öyle manevi tatmin kısmı var. 24 saatte unutulan haberlerden olmuyor. Dokunuyor, birilerinin hayatlarına.

Haber kaynağının ve vatandaşların sağlık haberciliğine bakışı nasıl? Buradaki sorunlu yaklaşımlar nelerdir? Bunların düzeltilmesi için neler yapılmalıdır?

Haber kaynakları açısından en büyük sorun, PR şirketleri aracılığıyla gönderilen yazılı haber metinleri. Doktorla, hastayla yüz yüze iletişim kurmadan yapılan haberler. Türkiye’de hala milyonlarca vatandaş, sağlık sisteminde hakkı olan sağlık hizmetini nasıl alacağını bilmiyor. Sağlık haklarını bilmiyor. Bu bakanlıktan daha çok medyanın yani bizim eksikliğimiz. Daha fazla sağlık sisteminde vatandaşın yaşadığı sorunlarla ilgilenmeliyiz ama burada ince bir çizgi var. Kimsenin çıkarlarına alet olmamalıyız. Bir ilaç firması ilacı satılsın diye hastaları üzerinden popülist haberlerle devleti köşeye sıkıştırmaya çalışabilir ya da bir hastanede ya da bir doktor ‘mucize tedavi’ haberiyle insanları umut tacirliği yapabilir. Hergün bu çizgi arasında vicdanımız ve bilgimizle ‘kamu yararı’nı gözetmeliyiz.
Reklam ve PR ile vatandaşın tedaviden bilgilendirmek arasındaki farkı iyi belirlemeyiz.

Sağlık haberciliğinin hak ettiği değeri gördüğünü düşünüyor musunuz? Bunun için neler yapılması gerekir?

Sağlık haberciliği her zaman gazetelerde yer buluyor. Dünyada insanlar sağlık konularından vazgeçmiyorlar. Sektör büyüdükçe sağlık haberleri daha çok yer alıyor. Sağlık muhabirliğinin ise aynı değeri gördüğünü düşünmüyorum. GAzeteler için sağlık muhabirliği adeta bakanlık, doktorlar ve hastaneler arasındaki köprüye dönüşüyor. Gazetelerin işten çıkartmalarda ilk vazgeçtiği uzmanlık muhabirleri oluyor. Ya da mesleğe yeni başlayanların yapabileceği iş olarak düşünülüyor. Oysa ki yanlış bir haber, en az doktorun yaptığı hata kadar hayati sorunlara sebep olabiliyor. Ama buna rağmen, Ankara’da siyasi ve diplomasi muhabirlerini saymazsak, uzmanlığı konusunda iyi bir yere sahiptir. En azından ben 7 yıldır SABAH gazetesinde bu alana bakıyorum. Tanıdığım daha eski sağlık muhabirleri de var.

Sağlık haberi yaparken dikkat edilmesi gereken hususlar nelerdir?

Sağlık haberleri, daha önce söylediğim gibi bir hata ile hayati sorunlara sebep olunabilir. Haber kaynağı ile yüz yüze iletişim kurmak gerekir. Mevzuatı çok iyi bilmek gerekir. Yani sistemde hangi hastalıklar nasıl ne şekilde tedavi ediliyor. Haber kaynağının sizi asla yanlış yönlendirmesine izin verilmemeli. Haberleri, doktorun tıbbi dilinden vatandaşın anlayacağı dile çok titizlikle çevrilmeli. Haberlerde, umut tacirliği ile birilerinin çıkarlarına hizmet etmemeye dikkat etmeli. Haber uğruna kamu yararından vazgeçilmemeli. Kamu yararı devlet yararı değil, vatandaşın yararıdır. Haberin içindeki reklam ile tedavi arasında çok iyi ayar yapılmalı. Hasta hakları konusuna daha fazla dikkat edilmeli.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here