Dünya üzerindeki her dört ölümden birinin nedeni kan pıhtılaşmasına bağlı hastalıklar. Bir diğer adıyla venöz tromboembolizm. Hastalığa bağlı her yıl 3 milyondan fazla kişi hayatını kaybediyor.

Görülme sıklığı her geçen gün artmakta olan bu hastalık için en önemli risk faktörlerinden biri de hareketsizlik. Dünyada her 37 saniyede bir kişi bu hastalık yüzünden ölüyor. Uzun süre yatarak tedavi gören kişiler, uzun süre oturarak çalışanlar, gebeler, doğum kontrol hapı kullananlar, varis hastalığı olanlar, daha önce derin ven tromboz atlatanlar, uzun araba ve uçak yolculuğu yapacak olanlar, fazla alkol ve kahve içenler risk altında. Bir diğer risk grubu ise otomatik vites araba kullananlar!

Ulusal Vasküler ve Endovasküler Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Cengiz Köksal, hastalığın risk faktörleri ile ilgili bilgi verirken, otomatik vitesli araba kullanmanın bu hastalıkları tetikleyebileceğini dikkat çekiyor. Hatta hastalığın bir diğer ismini otomatik vites sendromu olarak nitelendiriyor: “Hareket noktasında düz vitesli araba kullananlar daha şanslı diyebiliriz. Yani buna otomatik vites sendromu ismini de verebiliriz. Çünkü düz viteste debriyaja basmak, bacakları ileri geri hareket ettirmek açısından çok faydalı. O nedenle otomatik vitesli araba kullananlar bu hastalığa dikkat etmeli.”

KİMLER RİSK ALTINDA?
Kanser hastalarında, pıhtı oluşumu riski artığını kaydeden Köksal, sigara kullanımının da içeriğinde bulunan zararlı kimyasal maddeler yüzünden kanın koyulaşmasına ve pıhtılaşmasına neden olduğunu söylüyor. Köksal, ayrıca, hamilelik döneminde salgılanan hormonlar ve kan miktarının artmasıyla kanın pıhtılaşmaya eğilim gösterdiğine dikkat çekiyor.

Diğer risk faktörlerini şöyle sıralıyor: 
*Masa başında uzun süre hareketsiz kalmak veya ders çalışmak. Oyun vs. nedenlerle bilgisayar başında zaman geçirmek.
*Uzun süren uçak veya araç (araba, otobüs, tren) ile seyahatler.
*Östrojen ve progesteron içeren doğum kontrol hapı ve hormon tedavisi.
*Uzamış hareketsizlik ve uzun süre yatakta kalmak (Uzamış yoğun bakım yatışı, hastanede yatış, felç nedeniyle yatağa bağlı kalmak vb.).
*Genel anestezi gerektiren uzamış ameliyatlar (Özellikle kalça çıkığı gibi büyük ortopedik ameliyatlar sonrasında).
*Bazı nadir görülen, kalıtımsal kan hastalıkları (FV Leiden mutasyonu, Protrombin gen Mutasyonu, AT III eksikliği, Protein-C veya Protein-S eksikliği vb.)
*Varis hastalığında genişleyen toplardamarlar içindeki türbülanakım nedeniyle kanın göllenmesi.

Peki, hastalığın belirtileri neler?
Genellikle aniden ortaya çıkan ve çoğu zaman baldır bölgesi civarında oluşan ağrıyla belirti veriyor. Ayrıca Derin VenTrombozu’nda oluşan pıhtının büyüklüğü ve seviyesine bağlı olarak, değişik şekillerde ortaya çıkan şişlik. Eğer, pıhtı seviyesi kasık bölgesine kadar ulaşmışsa genellikle tüm bacak; eğer pıhtı diz toplardamarı seviyesinde ise baldırda şişmeyle belirti veriyor. Çoğu zaman bacak şişmesine, renk ve sıcaklık değişiklikleri de ekleniyor. Venöz Tromboemboli, yaşamı tehdit eden, tedavi edilmediğinde başta akciğerler ve kalp olmak üzere tüm organların çalışmasını etkileyen oldukça ciddi ancak önlenebilir bir hastalık olmasına rağmen, hastane ölümlerinin 1. sırasında yer almakta. Aslında hastalık bu kadar korkutucuyken korunmak da bir o kadar kolay.

Bulunduğunuz ortamda tuhaf bakışlara maruz kalmadan yapabileceğiniz bazı egzersizler var. Bunlar baldır kaslarını çalıştırmaya yönelik hareketler. Her gün saatte bir 5 dakika yeterli oluyor. Böylece günün sonunda yarım saat egzersiz yapmış oluyorsunuz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here