ABD Açık Tenis Turnuvası’nda genç çift bayanlarda şampiyon olarak Türk
spor tarihine adını yazdıran İpek Soylu, tenis oynamaya 6 yaşında başlamış. Genç yaşına rağmen birçok başarının altına imza atan milli tenisçi, ABD’deki turnuva sonrası tüm Türkiye’nin ilgi odağı oldu. İstanbul’da spor hayatını sürdüren İpek, saglikmuhabiri.com olarak bu haftaki konuğumuz oldu.

Milli tenisçimiz, kendisi için yapılan “Türkiye’nin Sharapova’sı” benzetmesini hatırlattığımızda, “Ben İpek Soylu olarak anılmak istiyorum” diyecek kadar özgüven sahibi. Kendisine büyük hedefler koyan İpek, “Büyük hedeflere ulaşabilmek için küçük hedeflere konsantre oluyorum” sözleriyle de ayakları yere basan bir sporcu profili çiziyor.

* ABD Açık Tenis Turnuvası’nda çiftler şampiyonluğunu kazanarak adını zirveye yazdıran İlk Türk olmak nasıl bir duygu?

Gurur verici bir duygu. Türk tenisinde böyle bir ilki başarmaktan dolayı büyük mutluluk duyuyorum.

* Sorumluluğunuzun arttığını düşünüyor musunuz?

Elbette baskı ve ilgi arttı fakat bugüne kadar bunu bir şekilde yürütebildik, bundan sonra da ben daha iyi bir şekilde yürütebileceğimize inanıyorum (gülüyor).

* Bundan sonraki süreçte kendinize ne tür hedefler koydunuz?

Önümdeki hedef WTA sıralamasında yükselmek. Ana hedefim büyüklerde ilk 10’da yer alabilmek fakat bu büyük hedefe ulaşabilmek için önümdeki küçük hedeflere konsantre oluyorum.

* Örnek aldığınız sporcular kimler?

Örnek aldığım sporcular arasında Federer’in profesyonelliği, saha içi ve dışındaki duruşunu örnek alıyorum. Çin Cumhuriyeti’nden Li Na’nın ülkesinde ilkleri başarıp spordaki temsilini örnek alıyorum. Sadece tenisle sınırlandırmak doğru olmaz, tenis dışında da ilham aldığım birçok sporcu bulunuyor.

GÜNDE 4 SAAT TENİS, 2 SAAT FİTNESS 

* Tenisin sizin için önemini biliyoruz. Tenis antrenmanlarına gününüzün ne kadarını ayırıyorsunuz?

 

 

Günde 4 saat tenis antrenmanı 2 saat de kort dışı fitness yapıyorum. Günümün önemli bir bölümü bu şekilde tenise ve antrenmana odaklı geçiyor. Sahaya koyduğum bu eforun bana özgüven olarak geri döndüğünü düşünüyorum.

 

* Tenisin haricinde hobileriniz var mı? İpek Soylu başka hangi alanlarda başarılıdır?

Kitap okumayı, müzik dinlemeyi, arkadaşlarımla vakit geçirmeyi, sinemaya gitmeyi, içsel olarak kendimi geliştirmeyi ve yazı yazmayı oldukça çok seviyorum. Bir süre tenis ile beraberde bale ve çizime de devam ettim.

* Sizi sokakta tanıyanların sayısı arttı mı?

Aldığım başarı basında beklediğimden daha çok yer buldu. Medyanın tenise bu kadar yer verebileceğini düşünmüyorduk. Bunun sonuncunda da biraz daha elbette ki tanınır hale geliyorsunuz. Hatta şöyle söylemeliyim ki, bir gün bir cafede oturuyordum. Benim orada olduğumu bilmeden benim hakkımda muhabbet ediyorlardı. Hoşuma gitmedi değil (gülüyor).

Benden çok ailem daha çok tepki alıyor. Kardeşim İrem’le beraber insanlar fotoğraf çekiliyorlarmış. Babamla maç yapanlar, kızı olduğumu öğrenince maçı daha ciddiye alıyorlarmış (gülüyor).

* Tenis haricinde gününüzü nasıl değerlendiriyorsunuz?

Antrenmandan arta kalan zamanlarda genellikle dinlenmeye çalışıyorum. Antrenmandan çıktıktan sonra tenisi düşünmemeye çalışıyorum. Tabi bunları yaparken spor disiplininden uzaklaşmamaya çalışıyorum. Sonuçta profesyonel bir spor dalıyla ilgilendiğinizde bunu bütünsel olarak yapmaya çalışıyorsunuz. Bu durum hayatınızın her alanına yansıyor. Antrenman beslenme ve uyku tamamen bütünleşik bir durum. Birini aksattığınız zaman bu performansınızı etkiliyor.

KORTA SAĞ AYAKLA GİRERİM

* Sizin başarınız Türk tenisi için bir dönüm noktası olabilir mi?

Dönüm noktası olur mu bilmiyorum ama, umarım bazı şeyleri değiştirebilir. Elde ettiğim başarıyla beraber bazı şeylerin mümkün olabileceğini gösterdiğime inanıyorum. Umarım tenis ile ilgilenecek ve başarı elde etmek isteyen insanlara ilham verir. İlham vermek kazanmaktan daha güzel.

* Formda kalabilmek adına uyguladığınız özel bir metot var mı?

Ağır bir diyetim yok. Fakat sporumu ve sağlığımı koruyabilmek için dengeli besleniyorum.

* Kortlara çıkarken bir uğurunuz var mı? 

Sağ ayakla korta girmek gibi… Maçtan önce mutlaka annemlerle konuşurum. Hareketli müzikler dinlerim. Bazı takılarım var onları o günkü ruh halime göre takmaya özen gösteriyorum. Korta sağ ayakla girerim. Ama öyle çizgiye basmama takıntım falan yoktur. Servis kullanırken biraz bekliyorum, topu dört kere falan sektiriyorum. Bu da konsantrasyon için.

* Artık büyüklerle bir yarış içerine gireceksin. Bu rekabete kendini hazır hissediyor musun?

Zaten iki senedir büyüklerle aynı turnuvaları oynuyorum. Tabi ki bu başarıdan sonra kendi seviyemi daha yüksek tutmaya çalışacağım. Antrenman programımı buna göre şekillendireceğim. Tenis aynı zamanda görsel bir spor da…

* Kortlarda kıyafet tercihiniz nasıl oluyor? Kendinize has bir stiliniz var mı?

Sponsorlarımızla beraber genel bir tema yaratmaya çalışıyoruz. Turnuvalara göre giyeceğim tenis kıyafetlerini beraber belirliyoruz. Aslında giyim kuşam konusunda pimpirikli değilim. Korta çıkarken makyaj falan yapmam. Sonuçta oraya sporum için çıkıyorum, beni beğensinler diye değil. Sporcu bir aileden geldiğinizi biliyoruz.

* Ailenden bahseder misiniz?

 Evet sporcu bir aileden geliyorum. Babam uzun yıllar jimnastik yaptığı gibi, annem de kahverengi kuşak karateciymiş. Tabi ki son 10 yıldır tenis oynuyorlar. Bilindiği üzere kardeşim İrem Soylu’da junior kategorisinde mücadele veriyor. Hatta Türkiye’nin en geç şampiyonu oldu.

* Sizi ABD Açık Tenis Turnuvası’ndaki başarınızla tanıdık. Daha önce de pek çok başarılı işe imza attınız. Biraz da onlardan bahseder misiniz?

5 ITF şampiyonluğunun yanı sıra Fed Cup gibi profesyonel seviye turnuvalarda Türkiye’yi temsil ettim. Junior Grand Slam 2012’de 4 turnuvadan 3’üne katılma başarısı yakalamış ilk Türk, tenisin en prestijli turnuvalarından biri olan Wimbledon gençler kategorisinde ana tabloda oynayan İlk Türk bayan, ITF Junior klasmanında 13. sıraya yükselen ilk Türk olma gibi unvanları elinde bulunduruyorum.

* Oldukça güleç ve sempatik bir görüntünüz var. Sosyal hayatınızda da öyle biri misiniz?

Öyle olduğumu düşünüyorum (gülüyor).

* Bir lakabınız var mı?

Hayır herhangi bir lakabım bulunmuyor ama gazetelerde “yerli Sharapova” benzetmesinde bulunulmuş. Bunu bir röportajımda örnek aldığım sporcu olarak dile getirmiştim. Bundan kaynaklı öyle başlıklar atıldı. Kısacası ben “İpek Soylu” olarak anılmak istiyorum. =

SPORCU OLARAK ÖNCELİĞİM SAĞLIK

* Sağlın kıymetini bilenlerden misiniz? Her hastalıkta hastaneye koşanlardan mısınız?

Önce bir birey sonra bir sporcu olacak önceliğim sağlığımdır. Sağlığım olduğu sürece ayakta olup, işimi yapabileceğim.

* Beslenme programınız nasıl?

Kahvaltıda protein ve karbonhidratı dengeliyorum; yumurta, peynir, iki dilim ekmek ve bal. Öğlenleri köfte veya tavuk yanına salata. Akşam da yine et ve salata. Pirinç ve ekmekten kaçınıyorum. 19.00’dan sonra yememeye çalışırım.

* Maç günü mönü nasıl olur? 

Karbonhidrata ağırlık veririm. Maçtan iki saat önce sossuz, sade bir makarna yiyorum. Maçtan hemen sonra da küçük bir şey… Bir de çok su içerim ama maçtan bir saat önce içmeyi keserim. Maç esnasında bir buçuk litre; toplamda 3 litre ediyor.

* Peki doktor olsanız, hangi alanda uzmanlaşmak isterdiniz?

Doktor diye geçmez ama psikolog olmak isterdim. İçsel gelişimime önem verdiğimden dolayı bu mesleğe her zaman ilgim olmuştur.

* Hastane ortamı sizi de birçok kişi gibi olumsuz etkiler mi? 

Hastalandığımda gitmem gerekirse, iyi bir hasta olarak söyleneni yapar bir an önce ayağa kalkmam için ne gerekiyorsa yaparım. Mümkünse hasta olarak gitmemeyi yeğlerim. Kız kardeşim, annem ve ben sık sık huzur evi ve hastane ziyaretleri yapardık. 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here